Buaralar yaşadığım garip tatminsizlik duygusu bütün dünyayı yutmama yetecek kadar. Ki onu yapsam ve geriye yapılacak hiçbirşey kalmasa bile geçmezmiş gibi bu duygu. Ama iki avucu açıp, elde olanlara bakıldıgında bile birşey denenmemiş aslında. Yani tatminsizlik duygusu tamamen "yeni" olandan uzak. Sadece eski şeyler zevk vermiyor. Bir sene boyunca hayatımı daha anlamlı kılacağını düşündüğüm ve bunun uğruna çalıştıgım şey bile o kadar da değmiyormuş 365 gün 6 saate. Geriye döndüğümde aklımda tek kalan şey Başak'la gittigimiz Hollanda tatili ve huzurlu Marillion. Yani 365 gün, 6 saat sadece 7 günlük bir zaman dilimi için çalışmış gibi gözüküyor. Bir insanın günlerini keyif alamadan geçirmesi kendine yaptığı en büyük haksızlık aslında. Yaşadığım evden çıkmalıyım ve bunu yapınca çalıştıgım ofisten ve bir gün bunu da yapınca doğduğum ülkeden çıkarmalıyım bedenimi. Bütün olay bedeni sürüklemekten ibaretse ruhu tatmin etmek ne kadar zor olabilir ki...
Gitmek ve yer değiştirebilmek...
Bunları hayal ederken Midlake'in Head Home şarkısı eşlik ediyor bana. Şarkı tamamen gitmeyi çağrıştırsa da sözleri geri dönmekle alakalı... Çayınızı koyun ve pencerenizde gözünüzün görebildiği en uzak noktaya dikin gözlerinizi. Çünkü Hayat Orda...
6 years ago
