Tuesday, March 31, 2009

The Office



Tarihin en rahatsız dizilerinden biri The Office şu güzel havada eve gitmemi deli gibi istememi sağlıyor. Bunu izlerken o kadar gülüyorum ki; gerçek hayatta hiçbirşeyin beni bu kadar eğlendirememesi sinirlerimi bozuyor.

Monday, March 30, 2009

"The world, and my words in it are poorer for your leaving..."

Dün gece uyuyamadım
Akp kazandı, ülkemin insanlarını içime sindiremedim; çok sevdiğim birini belki de bir daha hiç göremeyeceğimi düşündüm, hayallerim iyice uzak geldi; parasızlık, tembellik ve bir yerlerde kaybettiğim konsantrasyonumu düşündüm durdum.
Daha sonra ülkemden daha fazla hayır gelmeyeceğini kabullendim, çok sevdiğim birini sevmek için görmem gerekmediğini düşündüm ve hayallerim için karamsar olmanın bir faydası olmadığını anladım.
Birkaç saat içinde hislerimin tamamen paralel boyutuna geçip tekrar başa döndüm. Uyuyamamak gerçekten de dünyanın en kötü şeyi...

Tuesday, March 24, 2009

the wrestler


Ben aslında güreş, boks gibi hafif bir yenilme sonrası insan azmini ve kendine inanmayı anlatan filmlerden pek haz etmem. Rocky bu konuda büyük bir istisnadır, o da Stallone'nin hatrına. Cindrella Man ise bir daha böyle filmler izlemem konusunda beni fazlasıyla gaza getirmiştir.
The Wrestler ortaya çıktığında da nedense anlamsız ikilemlere girdim. Bünyem bir daha "cindrella man" vari bir fiyaskoyu kaldıramazdı sonuçta.
Önyargımı kırıp gördüm ki, bu film izlediğim bir çok şeyden daha farklı. Bir zamanların dünyalar güzeli Mickey Rourke'unun oyunculuğu ve filmde canlandırdığı karakter inanılmaz.
En önemlisi bu bağımsız tadındaki değişik filmin Glam Rock havası da müzikleriyle birlikte muhteşem bir uyum yakalıyor. Bir süre ekrana bakakalmanızı sağlayacak finaldeki Bruce Springsteen şarkısına da dikkat...

Thursday, March 12, 2009

whatever works

İşte size yazı iple çekmeniz için süper bir neden daha...
Show dünyasının iki nevrotik adamı Woody Allen ve Larry David "Whatever Works" filmi ile sonunda bir araya geliyor. Woody Allen bu sefer New York'da geçen filminde aralarında oldukça yaş farkı olan bir çifti ele almış. (kendi hayatına gönderme yaptığı da söyleniyor)
Yine oldukça basit bir konu ama her zaman olduğu gibi karakterler filmi ilginç yapmaya yetiyor bile.
Bu ikili daha önce neden biraraya gelmemiş bilmiyoruz ama bu projenin hayatımıza renk getirecek bir film olacağı kesin.
Larry David'in (bkz: paralel kankam) filmdeki halleri o kadar anlamsız, o kadar rahatsız ki sinemaya kurulup bütün bu garipliği büyük ekranda görmek için günleri sayıyorum adeta...

Whatever Works yazın vizyona giriyor. Sabırsızlıkla bekliyoruz...

Monday, March 09, 2009

Jane Eyre


Bu haftasonu büyük bir heyecanla nefes almadan izlediğim Jane Eyre'nin bu 4 bölümlük BBC yapımı dizisi, bu hikayeye ne kadar taptığımı hatırlattı tekrar bana... Karakterler o kadar güçlü, o kadar tutkulu ki; kendi basit hayatınıza, günlük hayatın basit sorunlarına kafayı takan beyninize acımadan edemiyorsunuz. Yapacak birşey yok, eski zamanlar her türlü tüketimden nasibini almamış nasıl olsa...

Jane Eyre'nin bu versiyonunda her bölüm 1'er saat sürüyor. Mekanlar, oyunculuk, kostümler ve özellikle müzikler çok etkileyici.

Uzun süre etkisinden çıkamayacaksınız.

*DVD'si Kadiköy Orta Dünya'da satılıyor.

Beatle Juice

Ellerinden zehir olsa içerim:)

Saturday, March 07, 2009

Beauty


Evet, biliyorum kapak tam bir fiyasko. Ama boşuna da dememişler "never judge a book by its cover" diye. :p
Yeni yeni okumaya başladığım Beauty, en sevdiğim 2. peri masalı Güzel ve Çirkin'in değişik bir uyarlaması... Çokça Küçük Kadınlar'ı andıran havası, eski dönem romantizmi, bilinenden farklı çok da güzel olmayan takma isimli "Beauty"si ile... Tatlı tatlı gülümseyerek kitap okumaya hasret kaldıysanız, bu çerez kıvamı akıcı kitaba bayılacaksınız.
İngilizce kopyası için linkimiz:
http://www.amazon.com/Beauty-Retelling-Story-Beast/dp/0060241497

horrayyy #2

Sevgili Dr. Kozak da "the way we are" ismiyle sağ köşemize katıldı... Güzel fotoğraf çalışmalarını yakından takip ediniz...
Çok yakında music ve movie olmak üzere 2 süper blogunu da faaliyete sokacak...

Yaşasın blog kardeşliği:))

Friday, March 06, 2009

Mutlu İnekler


Dün gece hayat kurtarıcım GZ1'den inip, eve doğru süper asık bir suratla yokuşu inerken bu reklamla karşılaşıp sesli sesli gülmeye başladım. Reklamın her türlüsünden rahatsız olan ben, neden bunu bu kadar komik bulduğumu bir türlü anlayamıyorum. Hala baktıkça gülesim geliyor. Gerçek hayatta da ineklerin kırlarda böyle kahkahalar atıp, halay çektiklerini düşününce içim bir fena oldu. Hayal kurup kurup eğlendim. Belki de gerçekten hayvanlar, insanlar onlara bakmazken, hayattan çok keyif alıyor olabilirler.

* "E ne var bunda" derseniz sokaklardaki panolara bakın derim. İnekler oldukça rahatsızlar...

Tuesday, March 03, 2009

Band of Horses

Bazı gruplar vardır, dinlediğiniz an ruhunuz başka mekanlara göç eder... İstanbul'a benzemeyen her yere mesela... dar sokaklara, doğaya, az ve öz insan kitlesinin oluşturduğu mekanlara...
Bu sabah itibari ile dinlemeye başladığım Band of Horses işte hep hayalimdeki yerlere ışınlanmama yol açtı... Klasik bir indie grubu olmanın ötesinde Neil Young vari country sound'u doğayı çağrıştırıyor. Daha az endişe, daha fazla huzur...
Dinlerken fazlasıyla The Shins, Fleet Foxes ve biraz da Coldplay'e benzetebilirsiniz grubu. Zaten bu üçünü de seviyorsanız Band Of Horses'ın bağımlısı olabilirsiniz...
Başlangıç için üstüste dinlemekten sıkılmayacağınız "no one's gonna love you" şarkısı önerilir.
Diğer güzide şarkılar için de Fizzy.com'u kullanabilirsiniz...