Böyle her kuruluş 100. birşeylerini kutlar ya, yüzüncü sayı, yüzüncü bölüm vs... Ben de küçük bireysel şirketim Never Neverland A.Ş'nin 100. postu adına gittim hemen bir çay koydum kendime. Sanırım hayatımı tepetaklak edecek şekilde değiştirdikten sonra bu kadar sakin kalmamı bu çin çaylarına borçluyum. Sağlıklı şekilde geçici de olsa bir antidepresan etkisi yaratıyor. Bazen sıcak suyu boşverip kaşık kaşık yemek istiyorum o yeşil şeyi.
Bu aralar beynimi sevmiyorum. Gittikçe boşlaşıyor, aptallaşıyor, hainleşiyor ve sağ ve sol arasındaki bitmeyen savaşı bir türlü bırakamıyor. İnsanların benim hakkında ne düşündüğü ile ne zaman ilgilenmeye başladıysam bu savaş da o zaman başladı. Çok uzun süre değil. Hayatımın son 2 senesini boş yere ertelemelerle harcayıp bu boş ve sıkıcı noktaya gelip, hala nasıl belirsiz olay ve duygulara yer verebiliyorum, anlamıyorum. Salak mısın derler adama di mi...
Bir de 100. post anısına sabah aldığım telefon üzerine burdan birine çok kötü şeyler söylemek isterdim ama neyse... çok çok çoook kızgınım...
Yine de hep olduğu gibi bütün kötü şeylerin üstünü sadece müzik kapatabiliyor. Bugünden çıkarılacak ders budur. Marillion'un yeni albümü "Happiness is the Road" sonunda odanın içinde çalıyor. Biraz daha dinlemek gerekiyor ama şimdiki izlenim olarak "Marbles" kadar iyi olduğunu söyleyebilirim, "afraid of sunrise" kadar da hüzünlü...
sıkılanlara, çoook sıkılanlara, anlam arayanlara, görenlere, bakanlara, yürüyenlere, yolları hayal edenlere önerilir.