Thursday, June 25, 2009

Office Space (1999)



Gayet güzel bir filmmiş. Özellikle Ferhat Göçer'in kankası ile aynı ismi paylaşan ve bu durumdan ölesiye nefret eden Michael Bolton adlı karakter inanılmazdı... En sevdiğim sahneden:

Samir: No one in this country can ever pronounce my name right. It's not that hard: Na-ghee-na-na-jar. Nagheenanajar.
Michael Bolton: Yeah, well, at least your name isn't Michael Bolton.
Samir: You know, there's nothing wrong with that name.
Michael Bolton: There *was* nothing wrong with it... until I was about twelve years old and that no-talent ass clown became famous and started winning Grammys.
Samir: Hmm... well, why don't you just go by Mike instead of Michael?
Michael Bolton: No way! Why should I change? He's the one who sucks.
-- 

Wednesday, June 24, 2009

Avatar: The Last Airbender


Bu nasıl bir haberdir...
Avatar: The Last Airbender filme çekiliyor.Bir zamanlar saygı duyduğum ama The Lady in the Water ile karizmasını yerle bir etmiş M. Night Shyamalan bu sefer durumu toparlayacağa benziyor.
Trailor'ı izlerken bile heyecanlandım. Airbend efektleri inanılmaz...
(İzlemek için bu yazının başlığına tıklayın, siz de heyecanlanın, siz de inanamayın...)

Avatar'da en tuttuğum karakter Zuko'yu Slamdog Millionaire'deki eleman canlandırıyormuş. Ateş krallığının dengesiz ve karizmatik prensi Zuko'nun buralarda da çok rahat görebileceğim bir tipe uyarlanması pek yazık olmuş. Bakalım, belki de yakıştırırız izlerken...

Tuesday, June 23, 2009

The Bro Code




Okudukça yıkılacağınız, yıkıldıkça okuyacağınız bol testeron yüklü bir kitap... Neredeyse dizinin kendisinden bile eğlenceli. En sevdiğim bölümlerinden biri HOT vs CRAZY şeması. Şöyle bir madde var mesela.
HOT
Likes to sing aloud to Poison songs
CRAZY
Likes to sing aloud about poison


Poison şarkıları nedeniyle HOT olabilme kapasitem varmış ya, ne güzel... Teşekkürler Amerika!
ne garip birşeymiş... görüp yanına gidememek.
sanki koca bir balonun içindeki havayı yutuyorum, hava mideme doluyor, boş ama dolu

Tuesday, June 16, 2009


Konser sezonu açılmışken geçen senenin bütün sıkıntıları silip süpüren etkinliği R.E.M'i tekrar anıyoruz.
Bu senenin konserleri pek bir fos.

Thursday, June 11, 2009

shawn of the dead


deli gibi gülerken, korkmak, şaşırmak ve iğrenmek... gerçekten muhteşem ötesi bir filmmiş...

I stood beneath an orange sky


Bu filmin üzerimde bıraktığı etki bir türlü geçmiyor. Ara ara tekrar izlemeye başlıyorum ve iç çekip "işte tam da olması gerektiği gibi" diyorum. Bazen de otobüste koca güneş gözlüklerimin arkasına saklanmış düşünürken "i-pod shuffle"a bir şarkı düşüyor ve 6 dakikalık şarkıyı üstüste dinleyip saatlerimi geçiriyorum. işte tam da olması gerektiği gibi, monoton ve hareketsiz günün ardından...

Garden State'in muhteşem soundtrack'inden kendinizi doğaya atmak için can çekişeceğiniz huzurlu/hüzünlü bir şarkı
Alexi Murdoch - Orange Sky

Monday, June 01, 2009

2

İki yeni önerimiz var bugün.

Biri Miller Freshtival ismiyle beni hafif irrite etmiş ama önyargılı olmamak adına gittiğim Kuruçeşme'deki elektronik bazlı (evet önyargılı bir insan değilim artık) festivalde izlediğim Friendly Fires...

Bu çocuklar pek bir enerjik, pek bir mutluydu sahnede. Hatta solistleri o kadar mutluydu ki gözlerimizi alamadık uzun süre. Tarzları indie pop'a karıştırılmış hafif elektronik müzik kanımca. Vokal de klasik Indie havasında...
(kafiyeye dikkatinizi çekerim)
http://www.myspace.com/friendlyfiresDiğeri de Avustralyalı müzik gruplarını araştırma takıntısına girdiğim zamanlarda keşfettiğim Powderfinger. Arasıra Nickelback ve Foo Fighters tadında teenage gruplarını dinlemek istediğiniz, lakin utandığınız durumlarda Powderfinger karizmanızı kurtarabilecek cinsten. Müzik olarak da daha kaliteli bir doyum sağlayacağı kesin.
http://www.myspace.com/powderfinger