Arabanın arkasındayken farkettim. Yalnız kalmanın yüzüme çarpan rüzgarla nasıl bağdaştığını. Oysa yalnızlıktan uzak kavramların arasında içine gömülmek ve o an kimsenin seninle konuşma zahmetine girmeyeceğini bilmek güzel. Küçüklüğümden beri sevmişimdir, geceleri arabanın arka tarafında oturmayı. Camı sonuna kadar açmayı ve kafamı kaldırabildiğim kadar yukarı kaldırıp gökyüzüne değen binalara bakmayı. Farklı ışıklara bakmayı, çirkin tabelaları hayranlıkla izlemeyi ve değişiklik olsun diye kocaman kızgın bir şehirin içindeki güzelliği farkedebilmeyi...
Ve aradan hatırlayamadığım kadar uzun bir zaman geçse de yalnız kalmak tam anlamıyla bu olmalıdiye düşünebildim. Bangır bangır müzik çalan bir arabanın arkasında, bir sürü şarkı sözünün arasında olsam da... Kimse ne düşündüğümü bilmezken ve kimse ne düşündüğümü merak etmezken.. Kimse neye baktığımı bilmezken ve baktığım şeyler beni görmezken... Tam anlamıyla gerçek bir görünmezlik hissi.
Bir rüzgar esse, bir şarkı çalsa ve benden başka kimse bilmese orada olduğumu.
6 years ago

No comments:
Post a Comment