Büyüdükçe Bruce Springsteen olsa da, Easter tadında bir şarkıyla yön alsa hayatım şu an. Tıpkı İtalya'daki o huzurlu kampa ilk ayak bastığımda onu duyduğum gibi. Ve seneler sonra masal gibi bir şehirden, yüzlerce insanın arasında o şarkıyı o büyülü sesten dinlediğimde mutluluktan gözlerimin dolması gibi... Ve onu anlayan birinin o şarkıdaki soloyu çaldığı penayı bana uzatması gibi... Bu şarkı hep büyü ve heyecan getirdi hayatıma. Alakasız zamanlarda karşıma çıktığını farkettiğim zamanlarda bile. Bazen bir insan kılığında, bazen de rüzgar ya da ağaç. Küçük Prens'in kayboluş resmindeki duyguya benzer birşeyler işte. Serin ve huzurlu...
Şimdi her dinlediğimde o duyguyu kaybettiğimi düşünsem bile her an karşıma çıkacakmış gibi.
Ve yine romantikleşen bünyem şu an ofiste olmamalı ama yazma ihtiyacım önlenemez boyutlara geldi. Ya da gezmek ve nereye gideceğimi bilememek isteği.. Hepsi bitmek bilmeyen özgürlük arayışı yüzünden olsa da... neyse devamı yok. şu an ne düşündüğümü bilmeden yazıyorum ve böyle olması da hoşuma gidiyor. yapılacak çok iş var, gidilecek çok yer var. peki bu durumda o "deja vu" dedikleri zımpırtı hangi noktada işe yarıyor. Ve tekrar "Easter"... işte deja vu...
6 years ago

No comments:
Post a Comment