Friday, January 25, 2008

Springsteen manyaklığı günlerimden...

Hayata dair öğrenmek istediğin birçok şey varsa kim olduğunu anlaman gerekir. Bitmek bilmeyen bir bilgi açlığıyla etrafını gözlemleyen, kitaplar deviren, uzun uzun gökyüzüne bakıp anlam arayan bir bünyeye sahipsen eğer... Ama artık öyle olmadığını biliyorum çünkü sen Bruce dinlersin. “Bruce” derken yüzün güler ve “Springsteen” derken saçma bir gurur yapışır yüzüne. Sen kim olduğunu ve o şarkıların çağrıştırdığı bütün anlamları bilirsin çünkü. Hayata dair öğrenmek istediğin bir çok şey bazen 3 dakikalık bir şarkıyla sonlanır.

Küçük hayatlara duyulan merakın asla tükenmediği bir duygu bu. Ve içindeki gerçekliğin ilk defa korkutmadığı bir film gibi zihninde. Gece yürürken ışıkları yanan bir eve bakmak, görünmez olmak ve saflığı ve karmaşayı sonuna kadar kabul etmek... Güzel bir anı sonsuza kadar durdurabilmek... güzel bir gülümsemeyi sabitlemek... çok çalışmak, sadece çalışmak istediğin için... ve eğlenmek.. deli gibi eğlenmek... bencil olmak, özgür olmak, gezgin olmak, aşık olmak...kafanı eseni istediğin an yapacağını bilmek, hem de hiçbir açıklama yapmadan... öpüşmek, sevişmek ve rüzgarı önüne alıp doğadan huzurlu bir nefes almak. kocaman hüzünlü bir şehrin içindeki umudu görebilmek ve gülümsemek... bazen dışından ve daha çok içinden... yalnız başına mutlu, özgür ve erdemli olmak... suratı olan kocaman ağaç gibi sabit ama başına buyruk olmak... sevmek... yüzlerce, binlerce ruhu sevmek... ve yerinde duramamak... çılgınlarca dansetmek... ardarda içkileri devirmek... kalabalık gruplara katılmak... sürekli değişmek.. ne olacağını düşünmeden risk almak... kendine inanmak, değişime inanmak... Bazen kocaman biri olmak. bundan 20 sene sonrasına gittiğini ve bir barda biranı yudumlarken hüzünlendiğini hayal etmek... ve 20 sene öncesine gitmek. Gözüne kestirdiğin hep aynı ağacın tepesine çıkmak ve endişelenen kalabalığa rağmen ağaçtan hiç inmemeyi seçmek... güzel olduğunu hissetmek, yüzüne vuran güneşin seni hep güzel kılacağını bilerek. Saçlarını rüzgara teslim etmek... Ve senden ayrı hareket eden bedenini bütün sadeliğiyle sunmak... suya, rüzgara, güneşe... herşeyi yapacak cesarete sahip olmak... tersine gidebilmek akıntının...

Gözlerini endişelere, kulaklarını yargılara kapamamayı da seçebilirdin oysa ki... Ama artık öyle olmayacağını biliyorum çünkü sen Bruce dinlersin. “Bruce” derken yüzün güler ve “Springsteen” derken saçma bir gurur yapışır yüzüne... Bu noktada sözlerini unutsan bile fon müziğe hep onu koymayı seçersin...

No comments: