Ben hep şöyle bir dünyayı hayal ettim durdum:
Bir bara gittiğimizde yan masada dev bir yaratık, karşı masada yeşil küçük kafalı bir uzaylı ve onun karşısında da Chewbaca gibi kıllı başka bir yaratık olsun istedim. Her gün bindiğim Kadiköy-Bostancı otobüs hattına 6 gözlü, boynuzlu dev yaratıklar binsim benimle ve otobüse binen yaşlı Yoda'lara yer verelim istedim. Çok mu haa !!!
Hell Boy 2'den süper bir sahne. Böyle düşünen her genç kızın rüyalarını süsleyen Prince Nuada. Bir nevi prince charming...
Hellboy yönetmen Guillermo Del Toro ile...
Bir İskoç efsanesinden yola çıkılan, savaş dönemi çocukluk krizini de ele alan WaterHorse. Film hafiften Özgür Willy kıvamında olsa da sevdiriyor kendini.
Yumurtadan çıkan yaratık bu kadar büyüyor işte ve çocuğu sırtında gezdiriyor. Şanslı velet.Şimdilik bu kadar. Gelecek postumuz Blade Runner ve ondan sonraki postumuz şu fantastik dünyada en en en sevdiğim Dragon Heart olacak. Bekleyiniz...

2 comments:
Kanka senin bu blogun sinema kritik sitesine döndü ama ben film izleyemiyorum okuyup okuyup merak ediyorum pek fena...
eheuhe ben de farkettim. asosyalliğim tavan yapmış demek ki. sinema dışı aktivitelere de yer vermek lazım artık
Post a Comment