Thursday, November 16, 2006

burada yaşar ağaçtan adam...


dün bir kitap aldım. Çocuk kitabı. Sabah vapurda okudum, gazetelerini ciddi ciddi okuyan bütün yetişkinlerin arasında. Genelde gazete okuyan yetişkinler sınıfına bende giriyorum her sabah. Ama bu sabah değil. Garip bir duyarlılığım var artık. Her sabah Tayyip Erdoğan'ın suratını baş sayfada görmek, Bush'u görmek, ölümleri, savaşları ve her an olması beklenen İstanbul depreminden bahseden yazıları görmeye dayanamıyorum artık. Sürekli "dünya iyice kötüye gidiyor, haberin olsun her an ölebilirsin" mesajı var her tarafta. Dinlerin ve binaların ve siyasetin olmadığı bir dünyayı hayal etmenin anlamı kalmadı. Bunu da değiştirmem gerek biliyorum. Bütün bunlardan dolayı gazeteyi kenara koydum, zaten sevmiyorum sağımda solumda insanların benim gazetemin her kelimesini okumaya çalışmasını. Sonra çantamdan bu kitabı çıkardım. Uzun süre kitabın ismine baktım. "Ben de korkuyorum" Evet bende. Birileri daha korkuyor. Bunu bilmek güzel. Ama bir ağacın korktuğunu bilmek güzel değil. Hikayede adamın teki ormanında mutlu mesut yaşayan bir ağacı kesiyor ve o an ağaç yaşamaya dair bütün isteğini kaybediyor. Acıklı. Sanırım çocuklar çok etkilenmesin diye şöyle bir son yapmışlar: Ağaç en sonunda kırmızı bir sandalyenin parçası oluyor. Kahverengiliğini unutmuş artık, kırmızı olmuş. Ama sandalye olmaktan ve sıcak bir yuvaya ait olmaktan mutlu oldugunu söylüyor. İnanmalı mıyız buna? Koca bir yalan. Çocukların da inandığını zannetmiyorum. Peter Pan ve Şeker Portakalı'ndan sonra içimi en çok acıtan çocuk kitabı oldu.
Bütün gücümü doğada yaşamaya adamayı düşünüyorum. Dincilerden, reklamlardan, minibüslerden, silahlardan, insanlardan uzakta. Sonunda delirip Manisa Tarzanı olsam bile farketmez. Öyle bir yer var. Biliyorum. Ama acaba ne zaman? Neden ve ne zamanlı soru cümlelerini hiçbir zaman sevemedim zaten.

Burada yaşar ağaçtan adam
Dış dünyadan uzakta, güvende, çam ağacının içindeki evinde, yapraklar ve dallardan yapılmış örtüsünün altında.

1 comment:

handeak said...

ben de orda yaşamak istiyorum...