Monday, November 20, 2006

Ringo'yla haftasonu

Ne garip bir haftasonuydu. Cuma akşamı uçağa atlayıp Avustralya'ya gittik. Azıcık paramız vardı cebimizde tabiii, yarısı uçağa gitti zaten. Herneyse indik Sidney'de. Ne kalacak yerimiz var ne de paramız. Elinde sörfü olan bir amca gördü bizi, yardım etti bize. Dedi biz Avustralyalılar misafiri çok severiz. Dedi bizde kalın. Tamam dedik bizde. Gece oldu bir bara gittik. O alemlerin en populer İrish Pub'ına gittik. İçtik içtik. Bir sürü insanla tanıştık. Çok içtik ama. Sonra bir çocukla arkadaş olduk. Dedi ki ben sizi çok sevdim, yarın Amerika'ya gidiyorum, siz de gelin. Dedik çok isterdik ama paramız yok. O da dedi "ya saçmalamayın bendensiniz". Şaşırdık önce, bu ne zenginlik diye. Sonradan anlaşıldı ki çocuk Ringo Star'ın oğluymuş. Ben binlerce Beatles sorusu sorup çocuğu bunalttım ama o sarhoşluğuma verdi. Herneyse ertesi sabah koyulduk yola. Gitttik havaalanına. Bindik uçaklara. Ben şaşırdım tabii, hayatımda öyle uçak görmemişim. Bizim charter'lardan sora pek bi havalı geldi. Sonra psikopata bağladım ya uçak düşerse, Lost olursak diye. Ama sapasağlam geldik Amerika'ya. Hem de Seattle'a. Ringo Star Seattle'da yaşıyomuş meğersem. Çocuk dedi bi kahvemi içmeden göndermem. Tamam dedik biz de. Kahveler içildi, Ringoyla hatıra fotoları çekildi. Ringo dedi akşam konser var size backstage ayarlıyım. Meğersem PJ ve REM birarada çıkıyormuş. Yüzsüzlük yapıp kalacak yerimiz de yok dedik. Ringo hemen bir telefon açtı, "benim çok kıdemli konuklara bir ev ayarlayın" dedi. Bir baktık Singles evi. Konsere daha zaman vardı. Bizde arada araba kiralayıp, gezdik Seattle sokaklarında. Konseri anlatmama bile gerek yok. Ertesi gün İst.e dönmemiz gerekti. Ağlaya zırlaya havaalanına gidecektik ki Ringo son kez bir babalık yapıp Jet'le yolladı bizi. Çok iyi adam bu Ringo. Herneyse geldik İst.e ama canım çıktı sonuçta. Böyle haraketli bir haftasonuydu allah sizi inandırsın:)

1 comment:

handeak said...

A ha, haftasonun süper geçmiş bengü.
Benimki yine aynı geçti ne yazık ki, Meksika'da her zamanki gibi akşam kenar mahallelerin birinde olan bir bara gittik. Her taraf leş gibiydi, ama müzik her zamanki gibi süperdi. aynı gece bara yakın bankada çok büyük bir soygun oldu ve soyguncular bizim bara sığındılar. Sonra mafya işin içine girdi, çünkü bankanın paralarının büyük kısmı mafyaya gidiyormuş. Her neyse, silahlı çatışma falan, zor kurtardık canımızı. Bi daha burda gece hayatı yaşamıcam diye söz verdim. Eski amerikan tipi arabamıza atlayıp, Las Vegas'a geçip, adam gibi kumarhanede gece hayatı yaşarız.

Not: Ben de sıkılmışım demek ki.