Never Neverland deşarj bloguna hoşgeldiniz. Yeni karalarıma göre burda söylenmek, sıkça 'nefret' kelimesini kullanmak serbest. Buyrun hepberaber söylenelim. "Amma söylendin bugün" gibi dış dünyaya ait replikler burda geçerli değil.
Söylenmem için ilk neden:
..... adında zemin kaplamaları şirketine basın bülteni yazıyor olmak. Belirtmek isterim ki bu benim işim değil. Herneyse, yani zaten gayet sıkıcı bir konuda yazı yazmaya çalışmak ve insanların o ürünü almasını sağlamak saçmalık. Çikolata değil ki bu, neresini ilginç kılacağım. Reklam dünyası böyle yalan bir dünya zaten. Boşuna okudum üniversitede 4 sene boyunca. Neymiş Halkla İlişkiler ve Reklamcılık. 4 sene boşa gitti. Bunun farkındayım. Efendim yine Marmara İletişimde okumak isteyen gençlerimize önerim: Gidin başka bir okul seçin kendinize. Marmara Üni. yi kötülemem sayfalar sürebilir, o yüzden bu işe girişmeyeceğim. Neye söyleniyordum ben. Evet basın bülteni. Bir de bu konu hakkında çeviri yapmam lazım ki bu durum söylenilmeyi hak ediyor.
Sıkıcı hayatıma sürekli söyleniyorum zaten, o yeni bir şey değil. Ama yine ve yine bu şehre de söylenebilirim. "Ah güzel İstanbul" diye iç geçirenler blogumdan uzak dursunlar. Katlanamıyorum o insanlara. Bir de şu cümle vardır: "Onca ülke ve şehir gördüm, İstanbul gibisi yok" Sanırım renk körü bu insanlar ya da insan bir şekilde kendini kandırma ihtiyacı duyuyor. Bir şekil savunma diye de düşünebiliriz.
Ama son 1 yılın en çok söylenme rekorunu dün kırdım. Taksim-Bostancı dolmuşuna bindim. Tek yer arka dörtlüdeydi. Üç kişi tam bir obez. Benim üç katım üç kişi arka koltukta. Ki bende zayıf değilimdir. Oturmaya çalıştım, bezelye gibi sıkıştım arada. Kollarımı, bacaklarımı, hatta parmaklarımı bile kımıldatamıyordum. Sadece gözlerim oynuyodu kukla gibi. Bi de trafik. Daha kötüsü olamaz derken, etrafımı ter kokuları sardı. Kussam ne olur acaba derken midem bulanmaya başladı. Eve nasıl geldim hatırlamıyorum.
Rahatlamadım daha fazla söylenmem lazım. Ofise yakın bakkalın beni her seferinde kazıklamasına katlanamıyorum. İki gün önce kutu kola 1 YTL idi, dün 1.150 oldu, bugün de 1.250. Büyük bir merakla bekliyorum ne zaman 1.500 yapacak diye. O zamana kadar sesimi çıkarmıcam.
Şimdilik bu kadar. Ama söylenecek bir şey elbette çıkar. Buyrun siz de söylenin.
Ne güzel demiş Kurt Cobain "i hate myself and i want to die" :) İnsan ne dediğini bilmeli, dediğinin arkasında durmalı. Adam dedi ve yaptı
Bende diyorum ki " i hate my life and i want to travel" Hadi bakalım!
6 years ago

1 comment:
ben de söylenicem ama o kadar yorgun hissediyorum ki kendimi bu gece. dünkü maceramdan sonra bir bira içtim, bu gece hiç olmazsa stres olmadan uyumak istiyorum. Off, artık hiç bi yer güvenli değil yaaa... Benim evimi huzursuz hale getimeye hakkı yok kimsenin, salak hırısz dahil...
Post a Comment