Thursday, October 09, 2008

Lost Room


Her biri 1.5 saatten oluşan 3 bölümlük mini dizi Lost Room'u dün izledim, bitirdim. Ne kadar geek olduğumu düşünün artık. Diziye başlarken her gün bir bölüm izleyeceğinizi, böylelikle zamanınızı harcamayacağınızı düşünüyorsanız büyük bir yalan söylüyorsunuz kendinize. Konu itibariyle o kadar sürükleyici ki fantastik bir roman okuyor izlenimine kapılıyorsunuz.
60'lı yıllarda bir gün, 66. otoban üzerindeki Sunshine Moteli'nin bir odasında, garip olaylar vuku bulur. Otel odasındaki birçok eşyaya değişik güçler yüklenmiştir ve bunlara sahip olan kişi, bu eşyaların güçlerini yönetebilmektedir. Dizi 9 odalı motelin nerden geldiği belirsiz 10. odasının anahtarının güçleriyle başlıyor. Bu anahtar her kapıyı açıyor ve kapıyı açanı kayıp bir otel odasına götürüyor. İşte bu anahtar bir şekilde Siz Feet Under dizisinde taparak izlediğimiz Nate Fisher'a namı diğer Peter Krause'ye geçiyor. Olaylar da böyle başlıyor...
Yalnız son bölümde bir çok soru işaretiyle baş başa kaldım. Keşke biraz daha açıklayıcı olabilselermiş demeden duramıyorum. Mesela bu odada vuku bulan önemli olayın ne olduğunu bir türlü öğrenemedim ki aslında bütün dizinin kilit noktası da bu olsa gerek. Sorun ben de mi bunu da anlamadım. Umarım siz anlarsınız...
Bir gününüzün 4.5 saatini bu diziye ayıracak kadar içinizin boşaldığı bir günde izleyin ve sevin bakalım.

No comments: