Sunday, October 19, 2008

pms

Ayın belirli günleri kadınları bekleyen ağır iç sıkıntısı muhtelif özgüven sorunlarına yol açabiliyor. Özgüven sorunu ve iç sıkıntısı birleşince insan anatomisi yardım çığlıkları atmaya başlıyor. Günlük alınması gereken kalori miktarı 1500 ise bu sayı 4500 oluyor mesela. Ya da atıyorum günde beyninizin binde 1'ini kullanmanız gerekiyorsa eğer bunu sıfıra indirebiliyorsunuz. Tek yapmanız gereken beyninize yemeği çiğnemesi için gereken emri vermek.
İşte insanlıktan çıkılan bu dakikalarda kendinize kızıyorsunuz. Oz Büyücüsü'ndeki korkuluk oluyorsunuz ve şöyle diyorsunuz:

"if only i had a brain"




Beyinsiz de pek güzel yaşanır ama. Sitcomlar var, paradise hotel var, abur cubur var, dans var, barlar ve içkiler var. Dışarda beynini kullanmadan vakit geçirebileceğin kocaman bir hayat var. Ta ki şu ana kadar:İşte bu düşünceden sonra kadının kabusu başlıyor. Beyini çalıştırmak için çok zorlu çabalar içine giriliyor. Çünkü yolun sonunda hala romantik olmak ama yine de yapayalnız olmak var. Tıpkı bunun gibi:
Neden yazdım bunları bilmiyorum ama değerli bir ders de almadım değil. Periyodik olarak hormonların bedene hükmettiği bu dönemlerde yine periyodik olarak bu fotoğraflara bakmam gerekiyormuş. Tatlıyı abartmamalı, 5 dakikada bir buzdolabı kapağını açmamalı ve çok geç olmadan spor yapmalıymışım... Kadının işi gerçekten çok zor...

No comments: